logo

Sanatçı dediğin...

Bülent ŞİRİN

Bizim toplumda sanatçılara hak ettikleri değer her zaman verilmese de her zaman sayılıp sevildikleri bir gerçektir. Ancak sanatın dışına çıkmaya başladıkları zaman garipsenirler. Özellikle başka alanlarda taraf olmaya başladıklarında iyice antipatik oldukları da sıkça görülen bir durumdur. Bir dönem, bazı ünlü sanatçılar aktif siyasete merak saldılar ve yaşadıkları il ya da ilçelerde belediye başkanı adayı gösterildiler. Fakat ya adaylıktan çekildiler ya da yarıştan galip çıkamadılar. Adaylıktan çekilen sanatçımız, (aday kaldığı gün sayısını telaffuz ederek) ?Şu kadar günde ömrüm boyunca öğrendiğimden çok şey öğrendim? gibi bir şeyler söylemişti. Ondan daha da önce yine ünlü ve Türkiye?de her kesimden hayranı olan bir sanatçı, uç bir partiden bir dönem milletvekilliği yapmış, seçim zamanı yaklaştığında ise televizyon kameralarına yorgun ve pişman bir yüz ifadesiyle ?Sanatçı dediğiniz toplumun bütününü kucaklamalı. Siyasete girdiğiniz zaman ister istemez taraf oluyorsunuz? demişti. İşin içine biraz da ?Müşteri her zaman haklıdır? kabulü de giriyor ve sanatçı özellikle siyaset ve ideoloji alanlarında rengini fazla belli edince işin tadı iyice kaçıyor. Bu ideoloji hangisi olursa olsun sonuç değişmiyor. Sanatçı, Türkiye?nin başka bir yöresinden çıkmış olsa belki o kadar farkına varılmaz bu durumun. Ancak Karadenizli sanatçılar, sanatlarında yöresellikten uzak çizgiler de takip etseler (ki neredeyse hepsi yöresel motiflerle piyasaya çıkıyor ve sonraları ne yaparlarsa yapsınlar o şekilde tanınıyorlar) yine Karadenizli sanatçı diye biliniyorlar. Evet, başka yöreden bir sanatçı olsa, sanat dışı alanlarda boy boylasa, soy soylasa toplumun fazla dikkatini çekmeyebiliyor. Sanatla ideolojinin birbiriyle etkileşmesi, birbirine karışması yine az çok sindirilebiliyor ama yöresel motifli sanatla ideoloji toplumun zihninde bir arada düşünülemiyor. Çünkü yöresel motifler daha fazla sahip çıkılan kimlik unsurlarıdır. İnsanlar kendilerini yakın hissetmedikleri ideolojik fikirlerin onlara karışmasına, karıştırılmasına daha fazla hassasiyet gösterirler. Bu demek değildir ki sanatçının herhangi bir dünya görüşü olmasın, sadece çalsın söylesin, yazsın çizsin. Yakın geçmişte siyasi fikirleri herkes tarafından pekâlâ bilinen yöresel orijinli bir sanatçımızı genç yaşta kaybettik ve arkasından herkes üzüldü, göz yaşı döktü. Herkes kendisini sahiplendi. Kimse ?Benim türkülerimi söylemiyor? demedi. Öyle zannediyoruz ki, herkes o genç yaşta kaybettiğimiz sanatçımız gibi yaşarken de, öldükten sonra da herkesin sevgilisi olmayı can-ı gönülden ister. İsterse hal ve hareketlerini ona göre düzenlemek zorundadır. İnsan bu alemde adı en son anılıncaya kadar yaşarmış. Yani yaşarken ölmek de var bu alemde, öldükten sonra yaşamak da... Önümüzde yığınla örneği var. Bu da kanunla, nizamla, hukukla olmaz. Toplum vicdanına hiçbiri işlemez çünkü. ?Toplum moplum umurumda değil, ben bildiğimi okurum? diyenin de paşa gönlü bilir.

Facebook

Paylaş

Twitter

Paylaş

Google +

Paylaş

Whatsapp

Paylaş
Top