logo

"Haram Olan İçmek Değil Sarhoş Olmak"

Milliyet'ten Ecetemelkuran'ın bir yazsı, bizi satır aralarındaki ifadeler ilgilendirdi, editör notu koymak zorunda kaldık.

'Medeni Müslüman'

Nazlı Ilıcak'ın önceki gece yayımlanan programında konuk Semra Özal. Semra Hanım, Tayyip Bey ile Turgut Bey'i aynı kefeye koyanlara verip veriştiriyor:
"Turgut Bey namaz kılardı ama namazıyla şov yapmazdı. İyiyse solcuları da kadrosuna alırdı. Turgut Bey medeni Müslümandı."
Semra Hanım çok büyük olasılıkla bilmeden memleketin en hassas ve en problemli meselesine temas ediyor. Semra Hanım yine büyük bir olasılıkla hiç bilmeden o "derin ayrımdan" söz ediyor: Memlekette bir yeni mütedeyyinler var, bir de eskisi gibi "medeni Müslümanlar".

Turgut Bey'in rakısı
Bir tarafta rakı içip içmediği şüphesi olan Turgut Bey gibiler (Ahmet Hakan birkaç kere yazdı Hürriyet'te bu konuyu) var. Diğer tarafta da kokteyllerde kati surette vişne suyuna talim edenler ve kokteyle katılanları aynı şerbetlere talim ettirenler. Yani kamusal alanda "Ayran var, gazoz var, çay var" anlayışı! Bir de eskiden lisedeyken bizim din hocasının söylediği gibi, "Kuran sarhoş olma diyor, içme demiyor" diyen, şarap günahsa rakı içerim diyen "kamusal" anlayış.

Günah benim, kime ne!
Memleketi rahatsız eden, milleti sokaklara döken de aslında bu ayrım. Yoksa mitinglere katılanlar Voltaire'den başlayıp bütün Aydınlanma felsefesini sindirmiş, Marksist düşünceyi benimseyip diyalektik materyalizm yollarında Tanrı'yla hesaplaşıp bu hesabı kapatmış insanlar değil. Mütedeyyinler cenazesini nasıl kaldırıyorsa mitinge katılanlar da öyle kaldırıyor. Aynı lokmalar dökülüyor, aynı helvalar karılıyor, aynı mevlitler okunuyor.
Çoğu, tıpkı mütedeyyinler gibi, yeni doğan çocuklarının kulağına ezan okutup adını üç kez söyletiyor.
Birçoğu tıpkı imam hatipten mezun olan çocukları için mütedeyyinler nasıl yapıyorsa çocuğu için yatmadan yasin okuyor. Bunlardır zaten kim olduğumuzu, nasıl yaşadığımızı belirleyen. Bu temel törenler, ritüellerdir bu hayatta nerede durduğumuzu gösteren.
Daha önce söylemiştim, sol bu memlekette güçlü bir gündelik yaşam kültürü oluşturamadığı için zaten herkes üç aşağı bey yukarı aynı yaşıyor. Peki Semra Hanım'a, Nakşibendi tarikatına yakınlığıyla bilinen Turgut Bey'i "medeni" ilan ettirip Tayyip Bey için "O kadar da medeni değil" diye düşündürten ne?

Dinin kıvamı
Aslında elbette zorunlu din dersini getiren darbeyle, sonra da dindarları rol model haline getiren Özal dönemiyle birlikte başlayan, AKP iktidarıyla tavan yapan bir süreçte memleketin dini yaşama biçimi Müslümanlığın kıvamı bozuldu. Birileri kendini "daha Müslüman" ilan edince diğerleri de geri kalmak istemedi. Sokaklardaki tutuculaşma böyle yayıldı. Bütün bu sürecin yaptığı şey şuydu:
İçimizdeki Bektaşiyi öldürdüler!
İnsanların içinde çınlayan, elinde kadehle, çatlata çatlata "Günah benim, kime ne!" diyen Müzeyyen Senar sesini boğdular. Benim günahım başkasının da meselesi oldu. Zarar gören, kendi halinde, Bektaşi geleneğinden beslenen o kıvamdı. Şimdi oruç tutmayan çocukları öldüresiye döven başka bir kıvam hâkim.
Üstelik bu kıvamdan sadece laikliği savunmak için mitinglere katılanlar değil, başörtülü kadınlar, mütedeyyinler de rahatsız. Parklarda öpüşen, yırtmaçlı etek giyen, pür makyaj dolaşan genç, başörtülü kadınlar da aslında farkında olmadan bu "Batılı" kimliklerini savunuyor hayat biçimleriyle.

Bayrak kimin?
Şimdi, tam da bugünlerde başka bir sessiz mücadele yaşanıyor kitleler arasında. Erzurum'da "Bayrağı gaptırmam" diyen AKP'li kitle, kırmızı beyaz renklerin hâkim olduğu bir görünüm sergiledi. Karşılığında, dikkat isterim, İzmir'deki insanların elinde de "Birey olarak dindar/Kamusal alanda laiğim" pankartları vardı. Bu sessiz mücadele aslında uzlaşma noktası bulabilir. Ama her iki kitlenin kürsüsünden de nefret ve öfke mesajları verilmezse...

Milliyet/Ece Temelkuran

Editörün Notu:

Neden bu köşe yazarları kimya, fizikt, tıp gibi konulardan bu yoğunlukta ve bu ahkam kesici eminlikte yazmazlar? Çünkü eğitimini almadılar da ondan. peki din eğitimi aldılar mı, İslam ile alakalı kaç kaynak eser okudular, okudukları kaynak eserleri üst üste koysanız boylarınca eder mi? Hayır.O halde neden boyundan büyük laflar ederler İslam hakkında? Cevabı çok.

"Kur'an sarhoş olmayın dermiş,içmeyin demezmiş" ifadesini din(!) hocasından rivayet ediyor yazar hanım.Eğer bu doğru bir mantıksa şunlarda doğru çünkü mantık gereği "neticesi kötüye vardırılmayan kötülük aslında kötülük değildir"yani,  Kumar oyna ama ütülme, hırsızlık yap ama yakalanma, adamı öldür ama canını yakma, zina yap ama hamile kalma gibi ifadelerde tıpkı "iç ama sarhoş olma" ifadesi gibi değilmidir? Konuyu akademik reddiye ile reddetme gereği duymadık çünkü o seviyede bir muhattabımız yok bu yazıda.

Top