Yaklaşık beş sene önce bu köşede “Trabzonspor’u İstanbul’a taşıyalım mı?” başlıklı bir yazım yayınlanmıştı. Belki yazıyı aynen göndersem de olurdu ama ben yine de bir iki ekleme zarureti hissediyorum. Yazıyı aklıma düşüren olaya gönderme yapmazsam olmaz çünkü.
Trabzonspor’da görev yapan başarılı futbolcuların son yıllarda takımda kalmayıp, İstanbul’un yolunu tutuyor olmaları doğal olarak bu “taşınma” olayı da dahil olmak üzere bazı tartışmaları yeniden canlandırdı. İl dışında yaşayan Trabzonlular ve Trabzonlu olmayan Trabzonsporluların muazzam varlığı, dünyada eşine benzerine az rastlanır bir durum ve bu da dışarıdan örneklerle çözüm üretmeyi neredeyse imkansız kılıyor. Yani dünyada Trabzonspor ile benzer durumda olup da bu durumun ortaya çıkardığı problemleri nasıl çözdüğüne bakacak bir örnek yok. Varsa bile ben bilmiyorum.
Bu kendine özgü olma hali, kafa karışıklıklarını ve bitip tükenmeyen hararetli tartışmaları da beraberinde getiriyor. Aytekin Akay dostum bu transferlerin son derece normal olduğunu, ne kadar başarılı olursa olsun Trabzonspor’a aidiyet beslemeyen bir futbolcunun maddi gerekçelerle takım değiştirmesinin yadırganmaması gerektiğini savunuyor her zamanki soğukkanlı realizmiyle. Bu gibi sıkıntıları yaşamamak ve başarılı olmak istiyorsak takımda Trabzonsporlu futbolcuların bulunması gerektiğini söylüyor ve rakip takımlarda o takımın taraftarı olan futbolcuların görev yaptığını örneklerle açıklıyor. Tamamen katılıyoruz.
Trabzonspor’un basamak olarak kullanılmasını kabul edemiyor ve her gelen futbolcunun yararlı olduğu sürece hiçbir yere gitmemesini istiyoruz. Piyasada dönen paraların miktarına baktığımız zaman bunun mümkün olmadığını anlamamız gerekiyor. Burak ya da bir başkası “başka takımda oynamam” demiş, bilmem ne demiş, ondan sonra dediğinin aksini yapmış. Kusura bakmayın, bunlar hikayedir. “Futbolu bu kulüpte bırakacağım” deyip de bir süre sonra kulübü tarafından paçavra gibi bir köşeye atılmak da var işin ucunda. Tribünlerdeki romantizm sahaya yansımıyor efendiler. Transfer pazarlıklarına ise hiç yansımıyor.
Trabzonspor üzerine kafa yoran, değerli fikirlere sahip ve Trabzonspor’a ilerleyen zamanlarda çok faydası olacağını düşündüğümüz genç bir arkadaş, geçen akşam twitter’da bir tartışma başlattı. Özetle “Trabzonspor Trabzon şehrinin bir ürünüdür ve orada kalmalıdır. Kulübün daha başarılı olması için İstanbul’a taşınması fikri de kabul edilemez. Ancak takım idmanlarını İstanbul’da yapsa, futbolcular İstanbul’da yaşasa ve maçtan maça Trabzon’a gelse nasıl olur?” diye bir görüş ortaya attı. Kabul edilebilir ya da edilmez; bu konunun tartışılması güzel bir şeydi elbet. Fakat geçen perşembe günü kaleme aldığımız yazımızda ifade etmeye çalıştığımız gibi insanlar duydukları ya da okudukları şeyleri kafalarındaki şablonun altına koyarak değerlendiriyorlardı ve arkadaşın görüşlerine aklı başında yorumların yanı sıra bu şablonların oluşturduğu ezberlere dayalı cevaplar geldi. Bunların bazıları çok alakasız ve hakaretamiz ifadeler içerince bizim arkadaş çileden çıktı. Hayli sivri dilli ve yakın bir arkadaşıyla da sert bir kavga etti.
Birincisi, bu tartışmayı başlatmakla yararlı bir iş yapmış olduğunu tekrar ederek arkadaşın görüşüne katılmadığımızı vurgulamak istiyoruz. Ortaya koyduğu formül zaten takımın fiilen şehirden kopması anlamına geliyor. Öyle olacağına daha maliyetli ve uzun vadede gerçekleştirilebilecek olsa bile şehrin eksiklerinin giderilmeye çalışılması ve yazının başında değindiğimiz aidiyet besleyen futbolcuların bulunarak takıma kazandırılması gerekiyor.
İkincisi, hamama girenin terleyeceği gerçeği unutulmamalı. Biz böyle alengirli konulara girdiğimizde ne yazarlığımız kalıyor, ne Trabzonluluğumuz ne de Trabzonsporluluğumuz. Bunları göze almadan hiçbir şeyi değiştiremezsiniz Trabzonspor’da.
Öte yandan, yine yukarıda sözünü ettiğimiz Trabzon dışında yaşayan muazzam taraftar kitlesi bir gerçektir. Bu kitlenin Trabzon’a giderek maçları izlemesinin kolaylaştırılması gerektiği gibi, takımın da onların bulunduğu yere (tabii ki başta İstanbul’a) çok daha sık gitmesi icap etmektedir. Görev de başta kulüp yönetimine düşmektedir.
Özetleyelim. Bu konu, transferden ve hâttâ şike davasından bile daha önemli bir konudur. Trabzonspor için sağlıklı bir gelecek inşa etmek istiyorsak, Trabzonsporlu futbolcuların mevcut olduğu kadrolar oluşturmalı, takımı şehir dışında yaşayan milyonlarca taraftarla daha sık buluşturmalıyız.