Trabzonlu olunmaz, Trabzonlu doğulur (mu)?

Bülent ŞİRİN

07-06-2013 00:00


Trabzonspor taraftarı ünlü dizi Kurtlar Vadisi’nin müziği üzerine birkaç sene önce “Trabzonlu olunmaz, Trabzonlu doğulur” diye bir slogan yazmıştı. Trabzonlu Trabzonsporluların büyük çoğunluğuyla Trabzonlu olmayan Trabzonsporluların küçük bir azınlığı da bu slogandan hayli hoşlanmışlardı.

Kuşkusuz son derece problemli bir zihniyetin ürünüydü bu slogan ve problem de Trabzonlu tanımından ne anlaşıldığında başlıyordu. Eğer düz anlamıyla kabul edersek, Trabzonlu dairesine girmek için Trabzon topraklarında doğmuş olmak gerekiyor ve yetiyordu. Daireyi biraz genişletirsek, Trabzonlu bir aileye mensupsanız yine Trabzonlu sayılırdınız. Fakat sloganımıza göre, Trabzon ile herhangi bir kan bağınız yoksa Trabzonlu olmanız mümkün değildi.

Kısa bir süre kullanılıp şimdilerde tedavülden kalkmış bir sloganı neden böylesine mikroskop altına aldığımız, Trabzonlu olmayı ya da olmamayı neden bu kadar önemsediğimiz merak konusu olabilir. Sloganın başka bir yerde değil de Trabzonspor tribünlerinde terennüm edildiğini hatırlarsak sözün nereden geçeceği ve nerelere varacağı anlaşılabilir sanırım.

Bu “olunmaz-doğulur” zihniyeti Trabzonlu olmayan Trabzonsporluları bilerek ya da bilmeyerek dışlayan bir zihniyettir ve slogan tedavülden kalkmış olsa da söz konusu zihniyet halen yaşamaktadır. Oysa bambaşka gerçekler söz konusudur. Trabzonlu Trabzonsporlular dışında Trabzonspor taraftarı kimliği taşıyan büyük bir kitle vardır. Bu kitle, zaman içinde farkında olmadan Trabzonlu gibi yaşamaya, düşünmeye ve hissetmeye başlamaktadır, çünkü Trabzonlu olmakla Trabzonsporlu olmak birbirini karşılıklı etkileyen ve besleyen, her zaman ve her şartta değilse de çoğu zaman birbiriyle tamamen örtüşen iki kavramdır. Geçenlerde bir bu sınıfa giren yani Trabzonlu olmayan Trabzonsporlu bir arkadaş, birisi Trabzon şehrine sataşmaya kalktığı zaman derhal savunmaya geçtiğini, kendi memleketiymişçesine Trabzon’a laf söyletmediğini anlatmıştı.

Bu noktada Trabzon şehri ve kültürüyle bir ilgisi olmadığı halde can-ı gönülden Trabzonspor taraftarı olanlar itiraz edebilir, bizim acizane tespit ve teşhislerimizi bir tür kültür emperyalizmi gibi algılayabilir. Elbette böyle bir şey yok, böyle bir mecburiyet de yok. Fakat Trabzon dışındaki şehirlerde faaliyet gösteren horon ekiplerindeki gençlerin büyük çoğunluğunun Trabzonlu olmadığı gibi bir gerçek var. Kimse onları zorla o ekiplere sokmuyor.

Ortada Trabzonspor olmasaydı, kimsenin Trabzonlu olması ya da olmaması gibi bir meseleyi tartışıyor olmayacaktık. Yani esas konumuz Trabzonspor’dur. Trabzonspor ne kadar fazla aktif, bilinçli ve takımına katkı sağlayan taraftara sahip olursa o kadar iyidir. Tabiatıyla Trabzon dışından da ne kadar fazla taraftarı olursa… Yazının başından beri söylemeye çalıştığımız şey, o dışarıdan gelenlerin de Trabzonspor sayesinde Trabzonlu olmayı ister istemez benimseyecekleri, Trabzonlu olduktan sonra da Trabzonspor’a daha fazla aidiyet besleyecekleri gerçeğidir.

Hasıl-ı kelâm, Trabzon içeriye doğru büzülmemeli, dışarıya doğru büyümelidir. Yurt ve dünyanın dört bir yanında kolbastı oynanmasıyla kolbastıya bir şey olmaz, bilakis oynayanlar kolbastı miktarı kadar Trabzonlu olurlar.

 

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar1

  Anket

iyi olmuş
idar eder
kötü olmuş