logo
RIZA ÇALIMBAY, LÜTFEN RİZESPOR?UN ÖNÜNÜ AÇ!

RIZA ÇALIMBAY, LÜTFEN RİZESPOR?UN ÖNÜNÜ AÇ!

Sezona fevkalade bir başlangıç yapan Çaykur Rizespor, ilk yarının kapanış maçında Elazığspor'a 1-0 mağlup olarak devreyi 16 puanla, sondan dördüncü sırada kapattı.

Ligde görülmedik şekilde ligin 6. haftasında ikinci sırada olan yeşil mavili takım, sonraki 11 haftada sadece 3 puan alarak camiaya küme düşme endişesi yaşatmaya başladı.

Oysa çok eski değil, Çaykur Rizespor’un resmi web sitesinde 13 Aralık tarihini taşıyan Başkan Metin Kalkavan’ın yazısında, “Bu sene de; Rıza Çalımbay gibi tecrübeli bir hoca ile lig sonunda Avrupa kupalarına katılmamızı sağlayacak bir sıralamada olabilme hedefimizi, fairplay kuralları içinde sonuna kadar kovalayacağız” deniyor.

Sayın Kalkavan, önceki gün şirketiniz 3 milyar dolarlık fevkalade büyük ve önemli bir askeri ihaleyi kazanma başarısını gösterdi; kutluyor, hemşeriniz olarak gurur duyuyor ve başarılarınızın devamını diliyorum. Ama aynı performans ve öngörüleri maalesef Çaykur Rizespor için göremiyoruz sizde. Takım tepe taklak olmuş, hocaya takımda güven taban yapmış, oynan(may)an futbola ve alınamayan puanlara bakıp dünya alem küme düşme korkusuna kapılmışken siz hangi penceredesiniz. İstikrar, tazminat ödememe gibi nedenlerle katlanıyor olabilirsiniz ama sizde çok iyi biliyorsunuz ki, kurumsal yapılarda neşter vurmayı bilir.

Son Elazığ müsabakası bile Rıza Çalımbay’ın takımı tüketmişliğini ortaya koyuyor. Devrenin son maçı, takımda eksik – sakat yok, rakibin ligin en zayıf kadrosuna sahip, üstelik en iyi oyuncuları Sane’de cezalı. Bu 6 puanlık maçı alamayacaksın da, daha neyi kazanacaksın. Allah aşkına sakatlık haricinde mağlup takımın 90 + da oyuncu değiştirmesini izah edebilmek mümkün mü?

İyi de sezona fırtına gibi giren,ilk 6 hafta zirveyi kovalayan bu takım değil miydi?

Evet, ilk 6 hafta yeşil mavili ekip aldığı 13 puanla zirvede idi. Ama ortada kimseyi tatmin eden bir futbolu yoktu ve maalesef henüz futbolcular Rıza Çalımbay hocaya olan güvenlerini kaybetmemiş, demoralize olmamışlardı. Hem hemen hemen her yıl lig başlangıcında böyle sürpriz sonuçlar alan takımların sonra tepe taklak olduklarına da şahit olmuşuzdur.  

28 Eylül'de RİMER Kurucuları ve Rizespor Veteranları ile Riva'da tüm gün süren bir organizasyonumuz vardı. Akşam gala yemeğinde Yusuf Bağdatlı'ninmozikası eşliğinde oynanan horona ara verip TV'de Çaykur Rizespor'un Galatasaray’la berabere kaldığı müsabakayı izledik. Yıllarca Rizespor formasını başarıyla giymiş futbolcu arkadaşlarımızla beraber… Ne onlar, ne biz hiç kimse takımımızın oynadığı futboldan hoşnut olmadığı gibi, 6 maçta alınan 13 puana rağmen bu şansın devam etmeyeceği, bu oyun ve teknik direktörün yanlış demeçleri yüzünden takımda ahengin tamamen biteceği, birkaç haftaya dibe doğru yol almaya başlanılacağı kanaatinde birleştik.

Takıma olumsuzluk yüklememek, görünürde iyi dönen tekere çomak sokmamak adına konuştuklarımızı, düşündüklerimizi yazmadık. Ama şansımız yaver gitmedi. Galatasaray maçından sonra takım içerde Antalya, Kayseri ve Fenerbahçe’ye kaybetti, Akhisar ve Kasımpaşa ile berabere kaldı, dışarda da Beşiktaş’la berabere kaldı, Eskişehir, Konya, Sivas ve son haftada lig sonuncusu Elazığ'akaybetti. 

Özeti 11 haftada sadece 3 puan. Rizespor’un 13 puanı var iken Bursa’nın 5, Gaziantep ve Gençlerbirliği’nin sadece 4 puanı vardı. Şimdi onlar ve diğerleri neredeyeşil mavili ekip nerede?

Sevgili Hasan Vezir facebook’ta bir Rizesporlu olarak isyan ediyor şimdi! “Takımın durumuna Rizeli olarak üzülüyorum. Şimdi düşünüyorum da, biz Rizespor’umuzu çalıştırırken 4 mağlubiyet aldık diye hemen görevimize son verdiler!!! Kabahatimiz Rizeli olmakmiydi?”

Haksız mi!

Ekim ayının son haftasında bende suskunluğuma son verip yerel medya ile paylaştığım yazımda Rıza Çalımbay’ın takımı iyi yönetemediğini açıkça yazdım. Özetle “Rıza Hoca faturayı futbolculara ve yönetime kesiyor ama benimfatura kesebilme hakkım olsaydı, tek adresim kendisi olurdu… Forvetlerin hiç birinden memnun değilim. Başka bölgelerde de sıkıntı var diyerek olası daha kötü durum karşısında yönetimi seyircinin önüne atmayı amaçlayarak mağlubiyetlere, sürpriz puan kayıplarına peşin kılıf hazırlıyor. Takımın İyisi seninse, kötüsü de senindir. Eğer kamuya demeçlerin böyleyse, sporcularınla da konuşmaların daha farklı değildir ve görünen o ki ipin ucunu kaçırmışsın,ve “ben demiştim” diyerek şimdiden daha kötü sonuçlara zemin hazırlamaya başlıyorsun.

Bu tarz demeçlerinle ekiptekilerin özgüvenlerini sıfırlarsın. Sana inançlarını kaybederler, zaten takımın sahada bu kadar laubali ve isteksiz olması da başka türlü izah edilemez. Üstelik şikayet ediyorsun ama sezon başında takımı sen kurdun, oyuncuların bu kadar formsuz ve hazır olmayışlarının da bizzat sorumlusu yine teknik ekibinle beraber sensin. Yeni transfer olanağının olmadığı bir dönemde medyaya sızlanacağına, Oğuzhan, UcheKalu, Hurşit, Depertis gibi değerleri kaybetmeyip kulübe mali külfet yüklememek de hocanın işi olduğu gibi, “ben bu arkadaşların transferlerine dahil değildim (!), kazanılmaları benim işim değil” deme hakkına da sahip değilsin. Bir ekibin başı iseniz, futboldan anladığınız kadar iyi bir yöneticide olacaksınızve ekibin her üyesini her koşulda motive etmesini bilip hazır tutacaksınız.”

Sonrasında ne mi oldu? 8 hafta daha geçti ve takım sadece 2 beraberlik alarak 8. sıradan 15.sıraya gerileyip camiaya saç baş yoldurmaya devam etti. Son hafta Elazığ’da 6 puanlık maçta kaybedildi ve takım iyice dibe vurdu. Hoca pişkin pişkin devre arası kamptan, yeni transferlerden bahsediyor. Halim Mete (özgüven ve özeleştirisi için kutluyorum) dışında yönetimden ses yok, neymiş efendim kovarsak tazminat öderiz diye düşünülüyormuş.

Sayın Metin Kalkavan Başkanım, son haftalarda Rıza’nın sakız yaptığı Servet Çetin, bizim Sezer’den daha mi iyi? Geçenlerde Faik Çetiner’in TV programında Rıza Hocanın dönem arkadaşı Fenerbahçeli Abdülkerim’den işittim. “Rize’de işler kötü gidiyor, bizim Rıza sürekli kadronun yetersizliğinden, transferden bahsediyor ama onun huyudur 40 topçusu olsa 20 daha ister”. Abdülkerim’in cümleleri o kadar güzel anlatıyor ki Sayın Çalımbay’ı. Hem sezon başında mevcut kadrodaki oyuncuları transfer eden kendisi değil miydi? Bildiğim kadarıyla bir oyuncu haricinde istediği tüm transferleri de kulüp olarak yapmıştınız. Şimdi transferin daha zor olduğu bir dönemde ne değişecek? 

Değişmez Metin Başkanım, yerel medyada okudum. Takım için “Korkak Generalin Askerleri” deniyor. Takıma devre arasında takviye şart ama general bu oldukça askerlerin değişmesi çözüm değil. 

Değişmez Sayın Rıza Çalımbay Hocam bu saatten sonra. Değiştiremezsiniz de. Mevcut futbolcuların size ve ekibinize olan inançları törpülenmiş, devre arasında ilk on bir komple yenilenemeyeceğine göre alınabilecek 5-6 sporcu ile de sonuç bundan farklı olmayacak, çünkü iletişimi kaybettiniz ve ikinci yarının dördüncü haftasına kalmadan Sivas’ta olduğu konuma düşeceksiniz. Lütfen daha fazla kendinizi yıpratmadan, takıma zarar vermeden, camiayı daha fazla germeden devre arası transferlerine burnunuzu sokmadan affınızı isteyin. Bizim yönetim kibarlıktan, tazminat vermemekten, istikrardan yana olmaktan size sesini çıkarmıyor ama siz anlayın artık.

Kadıköy / 29.12.2013 

Top