logo

GÖÇ AYIRDI BİZİ BİZDEN

Dursun Ali YILMAZ

Göç mağduru olarak göç ile ilgili yazı yazmak bana da nasıp olacakmış demek ki.! Bin bir umut ile geldiğimiz İstanbul?da aslında mutlu muyuz? O bilinmez ya da mutlu gibi davranmaya alıştık sanki ne dersiniz.Aslında her sokağa çıktığımızda, hani vardı bir zamanlar çok dinlenen Burhan Çaçan? ın bir şarkısı ?Neden Geldim İstanbul?a? evet neden geldik? Sadece İstanbul?a değil aslında bizi buralara yani Büyükşehir?lere iten nedenleri irdelemek lazım. Bir de, belki de geldiğimiz köylerimize ilçelerimize, Vilayet?lerimize nüfusa cevap verecek hizmeti, aşı, işi getirmeyen gerekli istihdam alanlarını oluşturarak insanların işsizliğin vermiş olduğu çaresizlikten memleketlerinden göç etmelerine zemin oluşan unsurları ortadan kaldırmak için çalışmalar yapmayan siyasileri sorgulamak lazım.Ama ne fayda.. Ölmüş ile Olmuş?a çare yok biliyorsunuz. Zaman geçmiş bundan sonra ne fayda sağlar ki sorgulasak da, evet Karadeniz insani için hep denir ya, Türkiye?nin çimento?sudur diye, aslında buna şöyle diyebiliriz bizler Karadeniz?in Göçebeleriyiz Türkiye?nin.Çünkü tarih boyunca hep Orta Asya?dan beri hep göçebe yaşamışız ve Karadeniz?in yamaçlarına kadar gelmiş yerleşmişiz ve zamanla bakmışız bu topraklar bize karın tokluğunda bile bir yaşam elvermiyor deyip düşmüşüz Gurbet yollarına.Yani öyle herkesin dilinden düşürmedikleri gibi Türkiye?nin çimentosu filan değiliz bunu da anti parantez belirtelim.Bilirsiniz fıkralarda bile anlatırlar dinlersiniz ya Karadenizliler o kadar göçebe bir yörenin insanıdır ki, bir rivayete göre söz var ki ?Karadenizlinin topalı bile Amerika?ya gittiğine göre ekmek parası için düşünün sağlamı nerelere gitmiştir derler. GÖZDEN UZAK OLUNCA GÖNÜLDEN DE UZAKLAŞIYORUZ            İşte yöremizde Göç unsuru böyle bir şeydir. Karadeniz bölgesinin bu kadar göç vermesinin nedenlerini irdelediğimiz zaman görüyoruz ki başta Ekonomik sebepler, Eğitim eksikliği, Sosyal gelişmemişlik baş sebepler. Ve tabii ki köylerinin boşaldığını gören ve artık köyünde yalnız yaşayamayacağını anlayanların göç etmesi de buna eklenince bu tablo ortaya çıkıyor.Yazları tatil amacıyla, Çay mevsiminde, Fındık mevsiminde nedeni ile Belediyelerin ve Kültür Müdürlüklerinin son yıllarda da düzenlemiş oldukları yayla şenlikleri nedeni ile doldurulan beldeler, köyler, ilçeler, İller, Kış aylarında boşalınca adeta viraneye dönüyor. Birkaç insan ve beş-on hayvanıyla birlikte dağlar ile baş başa bırakılmış oluyor. Adı gibi Kara-Deniz bir örtüye bezendiği bölgemizin daha yıllar boyunca böyle devam edeceği bir gerçek maalesef.Umarım önümüzdeki yakın zamanlarda, hala belleklerimizden silemediğimiz hiçbir zaman kaybetmediğimiz yöremiz o eski haline dönüp tekrar cıvıl cıvıl insanların dolaştığı yerler olacaktır. YATIRIMLAR İSTİHDAMLAR BİZİ ÇEKER Mİ ACABA..?         Köylerimiz, ilçelerimiz, memleketlerimiz, insanlar ile dolacaktır. Bu da tabi ki ümitlerimizi kaybetmediğimiz gibi siyasilerinde, bölgedeki bürokrasin de gelecekteki yıllarda bölgemizde yapacakları oluşturulması düşünülen yatırımlarla sağlanacaktır.Bölgemizin; küresel ısınmanın sendromu nedeni ile çekim ve cazibe merkezi olacak olması, hareketlenen yurt içi turizminin getireceği yoğunluk nedenleriyle insanlarımız kamu ve özel sektörün gelecek yıllarda bölgede turizm yatırımlarında bir patlama yapacağı beklentisi içindedir.Bu nedenle yöre insanımız aslında bu konulara ilişkin olarak hazırlaması gereken kalifiye eleman sorununu aşması için şimdiden hazırlık yaparlarsa, bu oluşacak bacasız sanayiden kendine düşen payı alabilecektir.Bölgeye geriye göçün sağlanması bu beklentilerin gerçekleşmesi oranında olabilir. Bu nedenle yoğun bir altyapı hazırlığı yapmamız gerekiyor. Bu işi sadece siyasilerden beklemek yerine yöre insanı olarak da kendimizi hazırlamalıyız diye düşünüyorum.Ayrıca yöremizin önemli yeraltı ve yer üstü kaynaklarının da devreye girmesi ile istihdam sahalarının artırılması sağlanacaktır. BÖLGEMİZE ? KÖYÜMÜZE NE ZAMAN DÖNECEĞİZ.. İşte bu tip istihdam yaratacak olguların ortaya çıkması ile bölgemize kazandıracağı hareketlikten en büyük kazançlı çıkacak olanlar ise geçmiş yıllarda göç etmiş Büyükşehirlerde yaşayan Karadenizliler olacaktır. Bunda da yapılan gelişmelerin zamanla yörelerinden göç etmiş insanları geri memleketlerine dönmeye ikna edecek seviyeye gelinir diye ümidimizi de kaybetmemiz lazım.Yöremizden uzaklaşan gençlerimizi ise Büyükşehir?lerde hiçte o kadar kolay yaşayacakları bir ortam beklemiyor. Her şeyin bekledikleri gibi pespembe olmadığını ve zaman zaman Büyükşehir?lerde bulundukları ortamlarda gerek kültür yozlaşmasının etkisinde kaldıklarını biliyoruz.Göç verilmesi ve buna bağlı olarak göç eden Karadenizli insanların Gelenek Görenek ve kültürünün de, ikliminin de değişmeye başladığını ve zaman zaman bulundukları ortama uyum sağlayamadıklarını bu nedenle problem yaşadıklarını görmekteyiz.Bu olumsuz nedenler ve durumlar her ne kadar Karadeniz insanını rahatsız etse de, artık Köyünden bir defa gelmiş olmanın verdiği başarma ve güç kazanma güdüsü geriye dönüşü zorlaştırmaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Erzurum gibi illerde bulunan Karadenizliklerden çoğunun ne yazık ki bu tehlikenin farkında olmadıkları da açık bir şekilde görülmektedir.Karadeniz Bölgesindeki yaşayan İnsanları Büyükşehir?lerde etkileyen unsurları aslında şöyle de sıralayabiliriz. BÜYÜKŞEHİRLERDEKİ BİZİ OLUMSUZ ETKİLEYEN UNSURLAR VE SONUÇLARI    1- İnsanlar kültürlerini ya unutuyor ya da umursamıyorlar. 2- Göç edenlerin çocukları, torunları kültürünü bilmiyor ve doğduğu ya da yaşadığı şehirde Büyükşehir kültürünün asimilasyonuna uğruyorlar. 3- Karadeniz gençleri, rock, jazz, hip-hop, metal vb. müzikleri son ses açıp dinlerken kemençe veya tulum sesi duydu mu küçümsüyor ve utanıyorlar. 4- Orta oyunlarını, fıkralarını, Kuzine başı sohbetleri, geleneklerini, göreneklerini, betonarme binaların soğuk duvarlarında eriyip bittiklerini göremiyorlar.Bu nedenlere bakıldığında aslında ne kadar da acı bir tablonun var olduğunu görünce ümidimiz kırılmıyor sanmayın.Elbette kırılıyor ama yinede endişeye kapılmamak lazım deyip, aslında her Karadenizli insan gibi beni de endişeye ve umutsuzluğa sevk eden bu konularla mücadele etmek azmiyle hareket ediyorum. Ama bu umutsuzluğuma bakmayın aslında bir gün gelecek bırakıp geldiğimiz yöremizin, dağlarını, Köylerini ilçelerini, İllerini selamlayacağımız günler yakındır diyorum bir başka yazımda buluşmak dileğimle hoşça kalın.

Facebook

Paylaş

Twitter

Paylaş

Google +

Paylaş

Whatsapp

Paylaş
Top