ERKAN OCAKLI'YI ÖLDÜKDEN SONRA HATIRLAYIP ANMAK

Dursun Ali YILMAZ

07-06-2013 00:00


ERKAN OCAKLIYI ANMAK

ÖLÜMLERİN EN BÜYÜĞÜ UNUTULMAKTIR.. Yaşarken peşinden koşulan, adına 41.yıl etkinlikleri düzenlenen, hakkında cilalı laflar edilen, arkadaşımız, ağabeyimiz, dostumuz varımız-yoğumuz, bir tanemiz diye dilden dile geçmiş hikâyeleri anlatılan Erkan Ocaklı maalesef unutuldu. Ölümünün daha birinci yılında mezarı başında sadece 27 kişi vardı. 41. sanat yılı törenlerinde salonu dolduran 3000 kişiden eser yok. Birrlik Beraberlik Merkezleri Kapalı.. Memleketlisi, hemşerisi, köylüsü, dostları, arkadaşları da hikâye çıktı. Tabelasına bakıldığında, anlı-şanlı cafcaflı adları yazılı Köyünün, yöresinin Dernekleri, Federasyonları var dı ya.. Neredeler.. Konuştuklarında mangalda kül bırakmayan ?Başkanlar? Yönetim Kurulları ?Genel? leri kış uykularından ayılamadılar herhalde? Bölünmüşlük Tabana indi.. Yönetimlerde olanlar kayıp. Muhalefette olanlar da neden bu yönetimlerin eksiğini biz tamamlayalım. Yapsınlar düzenlesinler, herkesi kucaklasınlar katılalım düşüncesinde oldukları için kimse kimsenin elinden, işinin ucundan tutmuyor. Ülkenin tepesinde yaşananların aynısı yerelde, tabanda yaşanıyor. Bölünmüşlük tabana inmiş vaziyette. Benden (benim partimden, benim mezhebimden benim köyümden, memleketimden) olmayanla işimiz olmaz düşüncesi kafalara çok derin kazılmış. Düzelmesi mümkün değil. Bu yazılanlar hikâye, varsayım veya gözlem değil. Bizzat bu toplumu temsil ettiğini zanneden en büyük kurumun Başkanı bir toplantıda insanların arasında ?yılan?sa da benim yılanım. Varsın soksun. Benden olmayan yılan değil geyik de olsa istemem.? Demişti. Unutulmak o?nun kabahati değil. Öldükten sonra anılmak istemeyen, kıymet bilmezlerin ayıbıdır. Burada isimler saymaya gerek yok fotoğraflara bakıldığında ayna gibi görülüyor hatırlayan hatırlamayan kim var veya yok kendi gözünüzle görün. Demek ki, neymiş. Ölmeyeceksin. Ölürsen de öyle bir öleceksin ki ister istemez anmak zorunda kalacaklar. Ama o büyük sanatçının sazını tellendirmek ve türkülerini içten gelerek aşkla ve şevkle dillendirmek dışında bir düşüncesi yoktu. Sevda ve Gurbet türküleri ile geçmişten günümüze derlediği halk deyişlerini yeni kuşaklara duyurmak, onlarla beraber söyleyip coşmak en büyük zevki idi. Bunların yanında ?bu topraklardan işte böyle değerler de çıkar? dedirtmesi ile en büyük hizmeti kendi varlığı ile yöresinin kültürüne katkısı ve genç kuşaklara aktarmış olmasıdır.
Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar1

  Anket

iyi olmuş
idar eder
kötü olmuş