Dün dündür, bugün bugündür? Peki yarın?..

Bülent ŞİRİN

07-06-2013 00:00


Bizim toplumun tuhaf refleksleri vardır. İnönü Stadı?nda Beşiktaş?la oynadığımız son maçta stad dışında meydana gelen olaylara birebir şahit olmuş bazı arkadaşlar, Beşiktaş ve taraftarına yoğun teessüf duygularını ifade ettikten sonra ?Fener orada yensin şunları da günlerini görsünler? mealinde laflar etmişlerdi. F.Bahçe?nin Avrupa?da başarılı sonuçlar alması, içinde Trabzonsporlular da olmak üzere futbolseverlerin bir kısmında takdir ve hayranlık duygularına sebebiyet verdi. F.Bahçe?nin Kayseri maçındaki akıl sır ermez hakem hatalarından sonra ise gazetelerin internet sayfalarında ve haber sitelerinde ilgili haberlerin altına gelen okuyucu yorumlarında ?Yazıklar olsun. Chelsea karşısında Fener?i desteklemiştim ama rövanş maçında Chelsea?yı destekleyeceğim.? gibi hezeyanlara rastladık.
Bir kişi ya da kurumu çeşitli sebeplerden ötürü sevebilir ya da sevmeyebilirsiniz. Bunda bir anormallik yoktur. Ancak sevgi ve nefret ilişkisi bu kadar değişkenlik gösterir mi? Ne hakemler ilk kez ?hata? yapıyor ne de taraftarlar ilk kez olay çıkarıyor bu memlekette. Geçmişte hepsinin dikâlâsı oldu, gelecekte de olmayacağının garantisi yok. Beşiktaşlılar kafamıza taş attıysa bu birkaç sene önce Avni Aker?de atılan taşla kanlar içinde kalan kızcağızı unutturur mu? Ve benzeri pek çok olayı? Geçmişte lehinde hiç mi hakem ?hata?sı olmamıştı da Chelsea karşısında F.Bahçe?yi desteklemiştin? Ki, son maçta hakemin nümunelik yönetimini görünce desteğini çektin?
Bu olup bitenleri gördükten sonra insan ?Dün dündür, bugün bugündür? özdeyişini dilimize kazandırmış değerli siyaset büyüğümüzün nasıl olup da 6 kere gidip 7 kere geldiğini daha iyi anlıyor doğrusu.
***
Neyse, bunları bırakalım da birkaç gün geriye gidip, usta yazar Can Dündar?ın kalemi eşliğinde Kalamış?a doğru bir uzanalım. Bakalım Chelsea maçı başlamadan önceki saatlerde oralarda neler olmuş bitmiş:
?Akşamüstü, sarı laciverde boyanmış kıtanın sahiline ayak bastığımızda Cumhuriyet (bu Cumhuriyet?in adı malûmdur. B.Ş.) ahalisi maç için besiye çekilmiş durumdaydı. 50 bin kişinin aynı anda giriş yapmasıyla canlanan ekonomi, yeni gelenlere yiyecek yetiştirmeye çalışıyordu.
Yol kenarındaki mısırcı, kokoreççi, formacı, bayrakçı, baloncu, Fener marşı eşliğinde bahşiş isteyen zurnacı, davulcu, hepsi Fenerbahçe satıyordu adeta...
Ufuktan yükselen ızgara dumanına doğru yürüyüp Develi?ye ulaştık. Ramazan günü iftar vaktiymişçesine büyük bir izdihamla karşılaştık. Şu farkla ki, hoparlörler, iftar duaları yerine takım marşları çalıyor, sofralardan şükür yerine küfür yükseliyordu. Ama ne yakası açılmadık küfürler...
Bedenini sarı zemin üzerine lacivert çubuklara hapsetmiş binlerce erkek ?Kaldırın, kaldırın, kaldırın / Fenerbahçe için kaldırın? çağrısıyla kadeh tokuştururken yıllarca sürmüş bir küfür perhizinden çıkar gibi doyasıya, ana avrat küfrediyordu.
Küfür, tadından yenmez bir rakı mezesi gibiydi.
Yan masada, muhtemelen gündüz ciddi bir işte ağırbaşlı bir mesai harcamış ve şimdi çizgili forması içinde öz benliğine kavuşmuş bir fanatik, neşeli bir halk türküsünün küfürlü versiyonunu, kreşten kaçmış bir çocuk heyecanıyla hiç utanmadan söylerken sofrada karşısında oturan kadının yüzüne tükürükler saçarak kolunu dirsekten kavrıyordu:
?Cimbom s...k ananı / geçiyor cenazesi /
al bunu alamaz mısın??
Sofradaki kadın mı?
Eğleniyor gibiydi.
Ar damarlarını çatlatan bu küfür serbestisi, bir yangın topu gibi öbür masalara yayılıyor ve anında yumruklar havada bir toplu ayine dönüşüyordu. Birbirini ilk kez görmüş adamlar, çubuklu formaların yarattığı akrabalık duygusu ve rakı-kebap dumanının sağladığı akıl buğusuyla hepten cüretkârlaşıp üst perdeden bir itikatla yırtındılar:
?Höl, löl löl löl löl löl löl löl lööööl... / Feee-ner-bah-çe...?
Bu Develi Kebap öyle her önüne gelenin girebileceği evsafta bir yer değil. Zaten Can Dündar?ın tasvirinden de anlaşılacağı üzere o kolunu dirsekten kavrayarak Chelsea maçı öncesi Cimbom?un anasının hatırını soran kişi de her önüne gelen biri değil.
Alkolse alkol, küfürse küfür? Trabzonsporluların çektiği çileleri bu adamlar çekse sahaya da atlarlar mı dersiniz? O zaman da Can Dündar böyle güzellemeler yazar mı acaba? Ya da ?Canım ne yapsın adamcağız, Fener?inden başka kimi var ki? Olur böyle şeyler, idare ediverin? mi der İstanbul medyası? Yok canım, seçkin insanlar onlar? Hayatta yapmazlar. Develi Kebap?ta kendi aralarında maç öncesi birazcık deşarj olmuşlar, ne çıkar ki? Varsın ortamda ?aile? olsun? Hem nasılsa öyle ya da böyle başarı geliyor işte. Ye, iç, küfür et, git tribünde takımı alkışla?
Başarı dedik de? Aziz Yıldırım tam da Chelsea maçından önceki günlerde (elbet G.Saray?a gönderme yaparak) "Tekrar edilmeyen ve aşılamayan başarılar tesadüfen kazanılmıştır ve hafızalarda hoş bir anı olarak kalmaktan ileriye gidemezler" diye bir açıklamada bulunmuştu. Sayın başkan ya bu başarının devam edeceği konusunda kendinden çok emin ya da camiaya ?bugünlerin kıymetini bilin, hafızalarımızda hoş bir anı olarak kalabilir? demek istiyor.
O halde gün bugündür dostlar, biz de Fenerli kardeşlerimizin sevincine ortak olalım. Biliyorsunuz sevinç ve mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır. Bakarsınız seneye F.Bahçe?nin başarılarını takdir edip etmemek konusunda kendi aramızda kavram tartışmaları yapmamıza gerek kalmayabilir.
Nasıl yapalım? O kebapçıdaki koroya katılabiliriz örneğin? Haydi hep beraber? Bağırmayan Fenerli olsun (!)
?Höl, löl löl löl löl löl löl löl lööööl... / Feee-ner-bah-çe...?
Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar1

  Anket

iyi olmuş
idar eder
kötü olmuş