Dernekler, Federasyonlar ve İki Başlılık?

Bülent ŞİRİN

07-06-2013 00:00


Özellikle son zamanlarda İstanbul’daki sivil toplum çalışmalarında dikkatimi çeken bir nokta var. Bir STK ile aynı statüde bir başkası kurulunca ya da birinin bünyesinden yine aynı statüde bir başka kurum çıkınca, sonradan ortaya çıkan yargısız infaz ediliyor, bölücü oluyor, nifakçı oluyor, sorgusuz sualsiz mahkûm ediliyor.
Bu anlaşılabilir bir durumdur. Karlofça’dan Mondros’a kadar 300 yıldan fazla bir zaman toprak kaybeden bir toplumun bilinçaltında bir takım reflekslerin yer etmiş olması çok normaldir. Bu refleksin devletin de bilinçaltına yer etmiş olmasının etkisiyle, neredeyse bütün bir eğitim sistemi boyunca bıktıracak kadar “bölünme-parçalanma” korkuları işlenince, insanların gözünde bütünden ayrılan parça kafadan mahkûm olmaktadır.
Halbuki pratik öyle söylemiyor. Bırakın bizim gibi bölünme-parçalanma refleksi olmayan ülkeleri, bizde bile çok çarpıcı örnekler mevcut. Siyasi partiler de özünde birer STK (Sivil Toplum Kuruluşu)’dırlar. Çok partili hayata geçildiğinde CHP’den kopan DP de sanırız ilk zamanlarda bölücü-parçalayıcı diye suçlanmışlardır. Ancak birkaç sene sonra oyların çoğunluğunu alıp iktidara geldiklerinde kimse böyle bir şey diyemezdi, dememiştir de. 1960 sonrasında da AP (Adalet Partisi)’den ve CHP’den kopan bazı partiler vardı. Örneğin Faruk Sükan ve Ferruh Bozbeyli’nin Demokratik Parti’si ve Turan Feyzioğlu’nun Cumhuriyetçi Güven Partisi. Tamamen marjinal kaldılar, seçimlerde dişe dokunur bir varlık gösteremediler. Ha, çok partili koalisyonlarda ufak bir paya sahip oldular o zamanın sisteminde, o kadar. Şimdi öyle bir şey de mümkün değil artık.
Anlatmaya çalıştığımız meseleye en çarpıcı örnek günümüzden. Bilindiği gibi halen iktidarda olan ve seçmenin yarısının oyuna sahip AK Parti, tarihinde en fazla yüzde 20 küsûr oy almış olan bir başka partiden ayrılanlar tarafından kurulmuştu. Tabiî yeni partiyi kuranlar da bölücü suçlamasından kurtulamadılar. Pekâlâ şu anda AK Parti’ye bölücü diyen var mı? Kimse diyemez, komik olur zaten. E ne oldu şimdi, ezber bozulmadı mı? AK Parti ayrılmamış olsaydı söz konusu siyasi çizgi bu oy oranlarını görebilecek miydi?
Birlikte çalışma imkanı kalmayanların benzer ya da aynı yapıda başka kurumlar oluşturması, mutlaka bölücülük, nifakçılık, iki ya da daha çok başlılık anlamına gelmez. Yeter ki o başlardan en az biri gerekli ve yeterli faaliyetleri gerçekleştirsin, görev ve sorumluluklarını yerine getirsin. Hepsi bir şeyler yapmaya çalışırsa, hizmet etmeye çalıştıkları dava ya da amaç kazanır. Bir tanesi çalışır da diğer(ler)i oturursa, zaten insanlar icraat yapanın etrafında toplanır. Teşbihte hata olmaz, AK Parti örneğinde olduğu gibi.
Sonradan kurulmuş olan, derhal bölmekle suçlanacağı için hayata bir adım geriden başlar. Ona düşen vakit geçirmeden icraata başlamak, farklı bir kurum adı altında çalışma ihtiyacının gerçekten var olduğunu ispatlamaya çalışmaktır. Yoksa yeni kurumun da eskisinden bir farkı olmazsa ve olmayacaksa, insanlar hakkınızda her türlü suçlamayı yapar, kimse kusura bakmasın.
(Şu satıra kadar konunun içinde olmayanların pek bir şey anlamadığını tahmin ettiğimiz) bu yazıyı bize yazdıran sebep neydi? Açıklayalım efendim: İstanbul’da faaliyet gösteren bir Trabzon Dernekleri Federasyonu varken, geçen sene şubat ayında ikinci bir federasyon kuruldu. Olayların gelişimine vakıf olan-olmayan herkes koro halinde sonradan kurulanı “bir federasyon varken ikincisi neden kuruldu? Ne gerek vardı? Bir federasyon altında çalışmalar devam etseydi ya” diye suçlamaya başladı.
Yazının başında analiz etmeye çalıştığımız gibi bu anlaşılabilir bir tutumdur. Bu noktadan sonra iki federasyona da düşen, görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmaktır. Eğer ikisi de aynı çaba içinde olursa bundan Trabzon ve Trabzonlular kazançlı çıkar. Sadece biri çaba gösterir, diğeri göstermezse, insanlar doğal olarak çaba gösterenin etrafında toplanırlar. İkisi de çalışmazsa, eninde sonunda üçüncüsü kurulur ve gerekeni yapar. Nihayetinde su akar, yatağını bulur. Doğal seleksiyon mekanizması her zaman varlığını gösterir, kimse yapmazsa o mekanizma görevini yerine getirir. Hem de eksiksiz ve hiç şaşmadan.
***
Yukarıdaki yazı yakın geçmişte bu köşede aynı başlıkla aynen yayınlandı. Tekrar yayınlamakta ve tabii okumakta fayda olduğunu düşünüyorum. Saygılar.

Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar1

  Anket

iyi olmuş
idar eder
kötü olmuş