logo

Cumhurbaşkanı af yetkisi

MUSA ALIOĞLU

Türkiye Cumhuriyeti?nin Cumhurbaşkanı olan Sayın Abdullah Gül?ün yetkilerinin az geldiği ve daha çok arttırılması için de girişimlerde bulunulduğunu biliyor ve duyuyoruz. Bunu söyleyen, iktidardakiler ve onlara yakın olanlardır. Oysa bu konu daha önceleri de çok farklı algılanıyordu. Bundan önceki Cumhurbaşkanının çok yetkisi var diyerek onun elini ve kolunu bağlamaya yeltenilmişti. Hatta o zamanki vekillerden bazıları ise Cumhurbaşkanı Sezer?in, hasta mahkumları bile affını da dile dolayarak eleştiri konusu yapıyorlardı. Dün yetkileri çok diye eleştirilen makam bugün daha geniş yetkiler istiyor. Bir de geçmiş cumhurbaşkanının neden yaptı ki diye eleştirdikleri hasta mahkum affını da bugünkü cumhurbaşkanı da yapıyor, ama kimsenin sesi çıkmıyor. Sakın çıkmasın, çünkü durum dün de bugün de insani bir meseledir. Sezer, ne iyi bir iş yaptıysa, Sayın Gül de aynı iyi işi yaptı. Devletin büyüklüğü işte burada yatıyor. Yapılan açıklamada, Sayın Gül'ün, hastaneler ve Adli Tıp Kurumu 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından felçli olduğu saptanan Murat Yılmaz'ın, mesane kanseri olduğu saptanan Mustafa Varlık'ın ve de sağlık sorunları ile kocama halinde bulunduğu saptanan 85 yaşındaki Hüseyin Sevim'in durumlarının mahkumiyetlerinin devam etmesine izin vermediğini dikkate alarak Anayasanın 104?üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bahsedilen ''sürekli sakatlık'', ''sürekli hastalık'' ve ''kocama'' sebebiyle geride kalan hapis cezalarını, söz konusu madde uyarınca kaldırdığı bildirildi. Şimdi biz böylesine bir affa nasıl karşı çıkarız? Dün birileri affedilenlerin siyasal görüşlerini ele alıp ?bak solcuları, anarşistleri affetti? diye bir karalama kampanyasını hayata geçirip belden aşağı vuruyorlardı. Diyelim ki bu affedilenlerden birisi de aşırı sağcı veya devletin temeline dinamit koyan radikal dinci örgütlerden birinin mensubu. Sayın Gül de onları affetti diye, birilerinin çıkıp ?Bakınız Cumhurbaşkanı, sağcı militanlar veya radikal İslamcı teröristleri de affetti? diye mi yazmalı? Demek ki af ve atıfet duygusu herkese lazım. Bu nedenle bunu siyasi malzeme yapmanın hiçbir anlamı olmasa gerek. İnsan önce insandır. İnsan, haklarıyla insandır. İnsan hakkını teslim eden de insan oğlu insandır. Sağ olsun.

Facebook

Paylaş

Twitter

Paylaş

Google +

Paylaş

Whatsapp

Paylaş
Top