logo

Çocukları Trabzonsporlu yapmak...

Bülent ŞİRİN

Son haftalarda takımın içinde bulunduğu durum münasebetiyle camiada gözle görülür hale gelen bir bezginlik, bir umutsuzluk var. Esasında çeyrek asırlık bir zaman diliminin şampiyonluktan uzak geçmesine rağmen Trabzonspor?un taraftar sayısı hem mutlak hem de nisbi anlamda azalmadı. Taraftarlık felsefeleri sadece başarı odaklı olan İstanbul kulüpleri bu kadar zaman şampiyon olamasalardı bir Vefa, bir Karagümrük düzeyine düşerler miydi bilinmez ama büyük kan kaybına uğrayacakları kesindi. Trabzonspor?un bunca zaman büyüklüğünü muhafaza edebilmesinin sebeplerini her fırsatta dile getiriyoruz, yine getirelim: Trabzonspor özelde Trabzon genelde Karadeniz kültür ve tarihinin bir meyvesidir, bir sonucudur. Bu kültür ve tarihe aidiyet hisseden, sempati ya da yakınlık duyan herkesin yolu er ya da geç bir şekilde Trabzonspor?a çıkar. Eski yazılarımda önceleri başka takımları tuttukları halde, Karadeniz kültürüne merak salan birkaç arkadaşımın nedamet getirip Trabzonsporlu olduklarını anlatmıştım. Bu gerçeğin yeterince farkında olmayan arkadaşlar, kendilerini bir yana bırakmış, çocuklarının nasıl Trabzonsporlu olacaklarından/kalacaklarından endişe eder hale gelmişler. Kimi de hepten havlu atmış, bu çabadan umudu kesmiş. Durum öyle sanıldığı kadar kötü değildir. Trabzonluların yoğun olarak yaşadığı büyük şehirlerde hiç değildir. Çünkü başta Ankara ve İstanbul olmak üzere yüzlerce hemşehri derneğimiz mevcuttur. Başka vilayetlerde o kadar fazla olmasa da bu derneklerin mevcut olduğunu biliyoruz. Derneklerimiz ne kadar yetersiz, eksik, yanlış ve eleştiriye müstehak olsalar da, en azından kapılarında bordo-mavi bayraklar asılmaktadır, içeride eski ya da yeni bir Trabzonspor kadrosunun fotoğrafı bulunmaktadır. Maç günleri toplu halde Trabzonspor maçlarını seyretme imkanı vardır. Bir çoğu da ya bizzat horon ve/veya kolbastı kursu vermektedir ya da kurs verenleri desteklemekte ve yönlendirici rol oynamaktadır. Bunların hiçbirinin olmadığı yerlerde, ilkokullarda folklor ekipleri bulunur ve yöre seçenekleri arasında da Karadeniz es geçilemez. Yani bir şekilde bu kültürle bağ kurmak, çocuğumuza bu bağ vasıtasıyla Trabzonspor sevgisini enjekte etmek mümkündür. Bakınız, İstanbul?da hemşehrilerimizin gettolar halinde yaşadıkları muhitler var. Çok sayıda eşimin dostumun, ahbabımın yaşıyor olması hasebiyle yakinen gözlemleyebildiğim Kirazlıtepe?deki Şalpazarlıları örnek vereceğim. Şalpazarlılar oraya yoğun olarak 1970?li yıllarda gelmeye başlamışlar, yani genç kuşağın hemen hepsi orada doğmuş. Genç kuşak, yani şampiyonluk görmemiş kuşak. Bu kuşaktaki Trabzonsporluluk oranı, Trabzonspor?un en başarılı olduğu yıllardaki orandan kesinlikle az değil. İyi hatırlıyorum, o dönemde bırakın İstanbul?daki Trabzonluları, Trabzon?da bile başka takımları seçen imalat hataları mevcuttu. Trabzonspor öncesi dönemlerde başka takım taraftarı olmuş da sonradan bırakamamışlardan bahsetmiyorum. Trabzonspor şampiyon olmuş, çocuk yeni takım tutmaya başlıyor ama Trabzonspor?u değil de başka takımı seçiyor. Bugüne baktığımız zaman, ömrü hayatı İstanbul?da geçmiş, bu zaman diliminde şampiyonluk nedir görmemiş bir nesil var ve bu nesildeki Trabzonsporluluk oranı en iyi zamanlarımızla aynı. Bu nasıl olmuştur? Elbette kemençe, horon ve onların türevleri sayesinde. Çünkü, sadece biz Trabzonlularda değil, bütün Türkiye?nin zihninde kemençe ve horon=Trabzon=Trabzonspor?dur. İstemeseniz de çevreniz sizi Trabzonsporlu yapmaktadır. Yani biz çocuklarımızı bu kültüre yönelttiğimiz takdirde, Trabzonspor?dan çok fazla bahsetmesek bile çocuk yine Trabzonsporlu olacaktır. Düşünün, bir gece düzenleniyor ve siz de oradasınız. Çocuğunuz izleyici de olsa, bizzat horon ekibinde de olsa ortalıkta bordo ve maviden başka bir renk göremeyecektir. Horon, kemençe, coşku, neşe, kalabalık... Trabzonspor da bunların ayrılmaz bir parçası. Elbette, bütün bunların yanında çocuğa Trabzonspor?lu olma sebebimizin sadece şampiyonluk beklentisi olmadığını, Trabzonspor?un bütün bu güzelliklerin bir parçası olduğunu anlatmamız da gerekmektedir. Bu formülün, Trabzon ve Trabzon kültürüyle hiçbir alakası bulunmayan, bunlara sempati duymadığı gibi kendini duymak zorunda da hissetmeyen taraftarlarımızı dışarıda bırakır gibi olduğunun elbette farkındayım. Ancak ne var ki bir ağacın meyvesini seviyorsak, o ağacın fidanından dikmek ve gözümüz gibi bakmak zorundayız. Örneğin kendimiz okulu ve okumayı sevmiyor olabiliriz. O zaman çocuğumuzu okula göndermekten vazgeçiyor muyuz? ??Bana ne, ben bu ağacın meyvesini seviyorum. Köklerinin kuruyup kurumadığı, ne halde oldukları umurumda bile değil? diyemeyiz. Aksi takdirde, sırf başarı odaklı düşünürsek, ?şampiyonluk gelsin de nasıl gelirse gelsin? noktasına sürükleniriz ve o zaman Trabzonspor Trabzonspor olmaktan çıkar.

Facebook

Paylaş

Twitter

Paylaş

Google +

Paylaş

Whatsapp

Paylaş
Top