Büyük başkandan gazetecilik dersi (!)

Bülent ŞİRİN

07-06-2013 00:00


Dini bayram ve yılbaşı dönemleri, yerel basın için sair zamanlara göre daha kolay ilan alabildikleri dönemlerdir. İnsanlar o günlerde daha ?cömert? olurlar çünkü. Sair zamanlarda ilan ve/veya reklam alabilmek için kişisel ilişkiler ön plana çıkar. İnsanlar medya organlarına ilan ve/veya reklam vermeyi karşılıklı bir ticari bir ilişki olarak değil, bir lütûf, bir bağış olarak algılar. Acı ama gerçek. İnsanlara bunun aslında böyle olmadığını, olmaması gerektiğini anlatabilmeniz imkansız gibi bir şeydir.

Gün gelir, sizi birisi arar ve bir faaliyetlerini gazetede haber yaptırmak istediklerini söyler, sonra da haberin ?fiyatını? sorar. Para karşılığı haber yapmadığınızı; ya da haber karşılığı para almadığınızı söylediğinizde de garipsenirsiniz. Öyle ya, hazır parayı bulmuş da geri çeviriyorsunuzdur. Allah bilir arkanızdan neler söylerler?

Bir iki gün önce de hem ziyaret hem ticaret amacıyla sivil toplum örgütlerimizin liderlerinden birinin yanına gittik. Sık değilse de ara sıra görüştüğümüz, görüşmelerimizden de hayli keyif aldığımız biriydi bu. Dolayısıyla her daim kendisiyle daha sık görüşemediğim için hayıflanırdım. Konuşmanın ilerleyen dakikalarında daha da çok hayıflanacaktım. (Biraz sabır, anlatacağım.)

Başkan (Bundan sonra değerli büyüğümüze kısaca başkan diyeceğiz) o kadar aktif bir insandı ki, kendi yöresiyle ilgili dernekler kesmemişti, bir de mesleki sivil toplum örgütünün başkanlığını başarıyla yürütmekteydi. Samimi söylüyorum, onun gibi beş, bilemediniz 10 tane başkanımız olsa İstanbul?daki Trabzon uçar giderdi.

Ortak noktalarımız çoktu, sohbet de tatlıydı ve bana kalsa akşama kadar devam ederdim ama değerli vaktini almamak endişesiyle lafı çok fazla uzatmadan sadede geldim. Başkan bilgisayarının başına geçti ve bir sayfa arayıp buldu, bana gösterdi. Kendi internet sitelerinde, gazetelerde çıkan haberlerini bir sayfada derlemişler. Bir başka gazete, onların bir çok haberini yapmış, muhterem de o gazeteye çok sayıda ilan vermiş? Günebakış?ın ise o internet sayfasında pek bir haberi yokmuş? Çalışmak lazımmış, vermeden almak Allah?a mahsusmuş, et cetera , et cetera, et cetera?

Nasıl mahçup oldum anlatamam. Bir iki kem küm ettikten sonra süklüm püklüm oradan ayrılıp hızla uzaklaştım. Ben meğer bir senedir boşuna kürek çekiyormuşum, daha doğrusu bir iş yaptığımı sanıyor ama aslında hiçbir şey yapmıyormuşum.

Ancak, aradan birkaç saat geçtikten sonra kafama bazı sorular takılmaya başladı. Ben herhangi bir derneğin, vakfın, federasyonun ya da bilumum sivil toplum örgütünün faaliyetlerinin yer ve zamanını nasıl öğrenecek de gidip haber yapacaktım? Ya 6. hissim olağanüstü kuvvetli olacaktı, ya (nasıl olacaksa) bütün önemli sivil toplum örgütleriyle gün aşırı ya da her gün görüşecek, ?abi, var mı bir organizasyon?? diye soracaktım ya da o örgütler bana doğrudan veya dolaylı haber vereceklerdi. Başka bir yöntem varsa da bilmiyorum.

Sayın Bakan Faruk Nafiz Özak?ın gazete dolayısıyla teşvik toplantısına, Trabzonspor kulübünün kuruluş yıldönümü kutlamaları için doğrudan şahsıma davetiye gönderdiği bir konjonktürde acaba bizim başkan mı çok şey istiyordu yoksa ben mi çok ehli keyf davranıyordum? Henüz bir yıldır gazetenin temsilcisiyim. Eğer bu göreve devam edersem, ilerleyen yıllarda tecrübe sahibi oldukça belki bu karmaşık sorunun cevabını da bulabilirim. Buraya yazmaya gerek duymadığım başka bazı soruların da?
Diğer Yazıları

  Çok Okunanlar1

  Anket

iyi olmuş
idar eder
kötü olmuş