logo

AK Parti gagasını ve tırnaklarını sökmeli

Bülent ŞİRİN

Geçtiğimiz günlerde ziyaretime gelen değerli bir dost, keyifli sohbetimiz esnasında çok ilginç bir benzetme yaptı. “Kartal,” dedi, “Yüz yaşına gelince gagasını ve tırnaklarını sökermiş” Tabii önce o anda devam eden sohbetin konusuyla alakayı kuramadım. Devam etti. “Bu çok fazla acı veren, çok ıstıraplı bir eylemmiş. Fakat hemen sonra gagası ve tırnakları yeniden çıkar, kartal da 300-400 yaşına kadar yaşarmış. Bunu yapmazsa da en fazla 10 sene filan.” Kafamda taşlar yerine oturmaya başlamıştı ama adını net olarak koydu. “AK Parti şu an 100 yaşında” Kabul eder mi bilmiyorum ama İslâmcı entelektüel tanımlamasını yapabiliriz bu dostumuz kendisi için. AK Parti’ye uzak değil, ancak kesinlikle “içinde” diyemeyiz. Gerektiği zaman –ki sıkça gerektiğini düşünüyor- ciddi eleştirilerde bulunan birisi. Sözünü esirgeyecek bir pozisyonda değil, zaten öyle bir pozisyona girecek biri de değil. Kartal metaforu gerçekten çok ilginç ve çarpıcı. Dikkat ediniz, gaga ve tırnaklar kartalın yaşam mücadelesinde en önemli organlarıdır. Onlardan ayrılması da kolay olmamaktadır, fiziksel açıdan büyük acı vermektedir. Anlaşıldığı üzere kartalların hepsi de bu acıya katlanamamaktadır. Yani basit bir tüy dökme değildir bu iş. AK Parti’nin hangi ahval ve şeraitte kurulduğu, bugünlere nasıl geldiği, gaga ve tırnaklarının da bu zorlu yolculukta ne kadar önemli rol oynadığı yaşı müsait olan herkesin malumudur. Olmayan da büyüklerine sorsun. 7 Haziran Seçimleri de gaga ve tırnakların değişmesi gerektiğini en açık biçimde göstermiştir. Görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışmış, belki yapmış da olabilirler ama “vefa” gibi kutsal bir kavramı göz ardı etmeme kaygısıyla davranıp, işin esasını kaçırılırsa hazin son yakın ve kaçınılmaz olur. AK Parti’nin üzerinde hayat bulduğu zemin diğer siyasi çizgilere benzemez. Demokrasi tarihimize kısaca bir göz attığımızda, toplumun ana gövdesini oluşturan sosyolojinin hep bu pozisyondaki partilere oy verdiğini, tutucu davranmayıp genel icraatını beğenmediği takdirde derhal tercihini sorguladığını ve başka partilere meyledebildiğini görüyoruz. Bu durumu isteyen apolitik olma diye tanımlar, isteyen kaypaklık, isteyen gerçekçilik. (Daha ağır tanımlamalar da yapılıyor ama geçelim.) Ne olursa olsun, Türkiye’nin gerçeği budur. Yeni bir seçime sadece birkaç gün kaldı. Dostumuzun tabiriyle 100 yaşına gelmiş olan AK Parti, gagasını ve tırnaklarını söktü mü acaba? Eğer anketlerin gösterdiği rakamlar doğruysa, seçmen buna pek de inanmışa benzemiyor. Öyle olsa bütün ülke AK Parti’nin tek başına iktidara gelip gelmeyeceğini bu kadar merak etmez, bu kadar ince hesap yapmazdı. Doğal olarak biz de bu konuda kesin bir şey söyleyemeyiz. Ancak biliyorsunuz, bu ülkenin hal ve gidişi tamamen vatandaşa bırakılmayacak kadar önemlidir. Dolayısıyla biraz da dışarıya bakmak lazım derim. Mesela geçtiğimiz günlerde yabancı bir başbakan Türkiye’yi ziyarete geldi. Türkiye’nin iç ve dış siyasetine parmağını değil, her daim bütün gövdesini sokan bir ülke bu. Bir de AK Parti’nin ilk kez iktidara geldiği 2002 seçimlerinden hemen sonraki gelişmeleri, o günlerde İngiltere Kraliçesi’nin şaşırtan ziyaretini hatırlayın. Ve tabii ziyaretten sonra rüzgârın nasıl yön değiştirdiğini… 

Facebook

Paylaş

Twitter

Paylaş

Google +

Paylaş

Whatsapp

Paylaş
Top