logo

?Bu akşam soframıza efendimiz gelecek!?

OSMAN DİYADİN

T ürk çiftçisinin ve üreticisinin zorda olduğu, üreten toplumdan tüketen topluma doğru dev adımların atıldığı, tarımın devre dışı kalmaya başladığı, gıda maddelerinde işalatın arttığı günümüz Türkiye?si hiç kuşkusuz hepimizi derinden etkilemeye başladı.Mustafa Kemal?in ?Ulusal ekonominin temeli ziraattır.? (1.11.1923), ?Kılıç ve sapan; bu iki fatihten birincisi ikincisine daima yenildi ve diğerleri...? (16.02.1923) şeklindeki sözlerini okuyunca bugün Türkiye?nin tarımda geldiği nokta, üreticinin, çiftçinin sessiz feryatları depremde enkaz altındaki umutsuz insanların ?Sesim geliyor mu?? feryadına dönüştü. Bakın, bugün siz değerli okurlarımla yine Mustafa Kemal?in ders niteliğindeki hatıralarından birini ders mi, yoksa ibret alınması mı ne derseniz deyin sizinle paylaşmak istiyorum. ***Yıl: 1936. Atatürk, İstanbul?da Florya köşkündedir. Mevsimlerden sonbahar. Atatürk?ün köşkte halkla temas edememekten ötürü canı sıkılmaktadır.Selanik günlerinden dostu Nuri Conker?e köşkten gizlice kaçmayı teklif eder.Nuri Conker özel bir araba bulur. Atatürk de kıyafetini değiştirip köşkün kapısında bekleyen özel arabayla Çekmece?ye doğru ilerlemeye başlar.Atatürk neşelidir. Refakatte kimse yoktur.Atatürk?ün gözleri birden çift süren bir köylüye takılır. Arabayı durdurur. Köylünün yanına gider, çiftçinin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardır.Ulu önder, köylü ile konuşmaya başlar. Köylü onu tanımamıştır.Atatürk, çifte öküz yerine neden merkep koştuğunu sorar.Köylü, vergi memurlarının sattığını bildirir. Atatürk, muhtar ve kaymakama neden şikayet etmediğini sorar; öküzün satılmaması gerektiğini söyler.Köylü, ?Onlar bilmez olurlar mı burada kuş bile uçmaz. Şimdi Atatürk?ümüz var başımızda.? der. Atatürk, valiye ve Başvekil İsmet Paşa?ya derdini anlatmasını söyler.Köylü onlara derdini işittiremeyeceğini bildirir. Nihayet Mustafa Kemal Paşa?ya derdini anlatmasını tavsiye eden Atatürk?e köylü, ?O, işinden gücünden başını kaldırıp bizim öküzün arkasından mı seyütedecek? Sen gönlünü rahat tut beyim, biz işimizi koca oğlanla görürüz, tasa etme? der.Atatürk, Nuri Bey?le birlikte köşke döner. Yaverine İstanbul?daki bakan, milletvekili ve Başvekil İsmet Paşa?yı, İstanbul valisini çağırması emrini verir. Nuri Bey?e de köylü Halil Ağa?yı köşke getirmesini bildirir. Nuri Bey, Halil Ağa?yı kendisiyle görüşen zatın zengin olduğunu, öküz vereceği vaadini de yaparak, karısının ısrarı üzerine köşke getirir.Sofrada 25 kişi vardır. Atatürk, bir ara hazır bulunanlara ?Bu akşam soframıza efendimiz gelecek!? der. Herkes şaşırmıştır; kimdir bu efendimiz?Atatürk, başyavere ?Buyursun!? talimatını verir. Köylü Halil Ağa girmemekte diretmektedir. Gevezeliğinin cezasını çektiğine inanır. Nuri Bey köylünün koluna girerek onu salondan içeri sokar.Atatürk, Halil Ağa?ya ?Hoş geldin.? dedikten sonra onu ?İşte beklediğimiz efendimiz!? diye tanıtır.Atatürk orada bulunanlar huzurunda, tarlada konuşulanlar ve Halil Ağa?nın herkes hakkında ne dediğini köylünün ağzından tekrar ettirir.Halil Ağa ikramdan sonra ayrılır. Atatürk, hazır bulunanlara hitaben ?Halil Ağa?nın öküzünü satıp üretimi aksatan kanunu, ya biz yaptık ya da bizim yaptığımız kanun yanlış yorumlanarak uygulama yapılıyor. Böyle bir kanun yaptıksa memleket çıkarlarına aykırıdır. Nasıl yaparız, eğer yaptığımız kanun böyle yorumlanıyorsa hükümet nasıl bir yönetim içindedir?? diye konuşur ve devam eder: ?Biz Cumhuriyeti süs olsun diye kurmadık. Halktan yana bir idare kurmak için yaptık. Hükümetin müfettişleri, valileri, kaymakamları var. Bunların Halil Ağa?nın öküzünü satmanın ne demek olduğunu bilmeleri gerekir. Bir parti örgütümüz var, halkın içinde dirsek dirseğe yaşamaları gerekir, onlar da böyle bir uygulamadan söz etmiyorlar. Ne demektir bu? Bizim halkla beraber ve halk için değil, halka rağmen bir sistem kurduğumuz sanılmaktadır. Asıl üzüldüğüm husus burası. Biz cumhuriyeti anlatamamışız beyler, bundan bu çıkıyor.?Atatürk, başta Başbakan İsmet İnönü olmak üzere hazır bulunanlara inkılapların yaşamasının bilinçli ve inkılapçı kuşağın yetiştirilmesine bağlı olduğunu, Halil ağaların başına gelenler hükümete ve Büyük Millet Meclisi?ne ulaşmıyorsa tehlike olduğunu belirterek ilgililere gerekli talimatı verir.***Mustafa Kemal?in, bir Türk çiftçisi ve hükümetiyle ilgili yaşadığı böylesine önemli bir anıyı sizlerle paylaşırken bugün çiftçimizin, üreticimizin yaşadığı sorunlara bu pencereden de bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Şunu unutmayalım ki; üretmeyen, üreticisini küresel güçlere yem eden bir toplum, bir ülke borçlanmaya ve ekonomik bağımsızlığını kaybederek küresel güçlerin tamamen kontrolü altına girmeye mahkumdur. Bugün Türkiye?yi yönetenlerin yapmaları gereken en önemli şey; ülkenin çiftçisine, üreticisine, sanayicisine sahip çıkarak üreten bir ülke hamlesi başlatmaktır. Yoksa sürekli tüketen bir toplum halinde ?TÜKENİYORUZ!?

Facebook

Paylaş

Twitter

Paylaş

Google +

Paylaş

Whatsapp

Paylaş
Top